Balıkçılık Nedir: Doğa Dostu Teknikleri Adım Adım Öğrenin
Balıkçılık nedir diye merak ediyorsanız, doğanın en keyifli ve aynı zamanda en hassas dengesini içeren bir aktivitedir!
Her yıl dünya çapında milyonlarca ton balık avlanıyor ve maalesef bu avlanmaların büyük bir kısmı sürdürülebilir olmayan yöntemlerle gerçekleşiyor. Ancak doğru teknikler ve bilinçli yaklaşımlarla balıkçılık, hem keyifli bir hobi hem de doğaya saygılı bir etkinlik olabilir.
Bizim gibi doğaya gönül verenlerin en büyük sorumluluğu, balıkçılık yaparken ekosisteme zarar vermeden bu deneyimi yaşamaktır. Bu yazımızda, balıkçılığın temellerinden başlayarak, çevreye duyarlı teknikleri, doğru ekipman seçimini ve yasal düzenlemelere uymanın önemini adım adım öğreneceksiniz.
Şehrin stresinden uzaklaşıp doğayla buluşma yolculuğunuzda, balıkçılık sadece bir av sporu değil, aynı zamanda doğayla kurduğunuz özel bir bağdır. Bu nedenle gelin beraber, hem balık avlamanın inceliklerini öğrenelim hem de gelecek nesillere sağlıklı bir ekosistem bırakmanın yollarını keşfedelim!
Balıkçılığa Başlamadan Önce Bilmeniz Gerekenler
Balıkçılık dünyasına adım atmadan önce, bu geniş ve derin dünya hakkında sağlam bir temel bilgiye sahip olmak büyük önem taşır. Şimdi, bu kadim uğraşın temel yapıtaşlarını keşfedelim.
Balıkçılığın tanımı ve temel türleri
Balıkçılık özünde; denizlerde, göllerde ve akarsularda balıkların ve diğer deniz ürünlerinin çeşitli yöntemlerle avlanmasıdır. Bununla birlikte, sadece balıklarla sınırlı kalmayıp midye, karides, ıstakoz, pavurya, istiridye ve ahtapot gibi deniz canlılarının hatta balina gibi deniz memelilerinin avlanması da balıkçılık kapsamına girer. Ayrıca, gölet, havuz ya da denizlerdeki suni tesislerde balık ve diğer deniz hayvanlarının üretilmesi de bu faaliyetin önemli bir parçasıdır.
Balıkçılık, avlanma ve üretim olarak iki ana kola ayrılır. Bu iki ana kol da kendi içinde birkaç türe ayrılır:
-
Amatör Balıkçılık: Doğaseverlerin keyif almak amacıyla yaptığı bir hobi olup özel bir belge gerektirmez.
-
Ticari Balıkçılık: Genellikle motorlu balıkçı tekneleriyle ağ atılarak yapılan, 15. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış bir balıkçılık türüdür.
-
Kültür Balıkçılığı: Gölet, havuz veya denizlerdeki suni tesislerde balık ve diğer deniz canlılarının üretilmesi.
-
Rekreasyonel Balıkçılık: Eğlence ve dinlenme amaçlı yapılan balıkçılık.
Ancak her sene 1 trilyondan fazla balık insanların tüketimi için öldürülmektedir. Bu durum, aşırı avlanma sorununu ciddi bir tehdit haline getirmiştir.
Sürdürülebilir balıkçılığın önemi
Sürdürülebilir balıkçılık, balık popülasyonlarının doğal yenilenme oranından daha az balık tutmak ve bunu ekosisteme zarar vermeyecek şekilde yapmaktır. Bu yaklaşım, hem ekosistemlerin sağlığı hem de insanların balık tüketiminden elde ettiği faydalar açısından büyük bir önem taşır.
Dünya genelinde, balıkçılık milyonlarca insanın temel protein ihtiyacını karşılar ve küresel ekonomiye önemli katkılar sağlar. Dünya Bankası'na göre, su ürünleri sektörü dünya genelinde doğrudan ve dolaylı olarak 820 milyon kişiye iş imkanı sunmakta ve toplamda 3 milyar kişinin temel protein ihtiyacını karşılamaktadır.
Ne yazık ki, aşırı avlanma, habitat tahribatı ve kirlilik, balık popülasyonlarının azalmasına yol açmaktadır. Dünya Doğayı Koruma Birliği tarafından yapılan bir çalışmaya göre, dünya genelinde deniz balıklarının yaklaşık üçte biri nesli tükenme riskiyle karşı karşıyadır. Bu gerçek, sürdürülebilir balıkçılık uygulamalarının önemini bir kez daha vurgulamaktadır.
Doğaya zarar vermeyen yaklaşım nedir?
Doğaya zarar vermeyen balıkçılık yaklaşımı, balık türlerini ve ekosistemi koruyarak yapılan, doğaya ve balık popülasyonlarına saygılı bir yöntem olarak tanımlanabilir. Bu yaklaşımda temel prensip, sadece ihtiyacınız kadar avlanmaktır.
Sürdürülebilir balıkçılık aşağıdaki unsurları içerir:
-
Seçici Avlanma: Balıkçılık yöntemleri, istenmeyen türleri ve boyutları ayırt edebilmelidir. Seçici avlanma, ekosistemi dengede tutar ve yanlış avlanmayı önler.
-
Popülasyon Kontrolü: Avlanan balık popülasyonlarının doğal üreme hızını aşmaması önemlidir. Aşırı avlanma, türlerin nesillerini tehlikeye atar.
-
Çevresel Etkilerin Azaltılması: Balıkçılık faaliyetleri, deniz ekosistemine zarar verebilir. Deniz tabanına zarar vermemek, deniz kuşlarına ve deniz memelilerine saygı göstermek önemlidir.
-
Hedef Dışı Türlerin Korunması: Sürdürülebilir balıkçılık, balıkçılıkta doğrudan hedef alınmayan türlerin korunmasına da imkan tanır.
Sonuç olarak, sürdürülebilir ve doğa dostu balıkçılık, kaynakların optimize edilmesini, gelecek nesillerin de aynı zenginlikten faydalanmasını ve doğal kaynakların uzun vadeli korunmasını sağlar. Bu bilinçle yapılan balıkçılık, doğanın dengesini korurken bizlere de sağlıklı ve lezzetli besinler sunmaya devam edecektir.
Doğa Dostu Balıkçılık İçin Ekipman Seçimi
Doğa dostu balıkçılık yapmak istiyorsanız, doğru ekipman seçimi çevreyi koruma çabalarınızın temelini oluşturur. Ekipmanlarınız sadece avlanma verimliliğinizi değil, aynı zamanda doğaya bıraktığınız ayak izini de belirler. Şimdi çevre dostu balıkçılık için gereken ekipmanları birlikte inceleyelim.
Seçici ağlar ve uygun iğneler
Seçici balıkçılık, yalnızca hedeflenen balık türlerini avlamayı amaçlayan önemli bir yaklaşımdır. Bu yöntem, diğer türlerin kazara yakalanmasını önler ve ekosistemin dengesini korur. Uygun ağ gözü açıklığı ve iğne boyutu seçimi, balıkçılığın çevresel etkisini önemli ölçüde azaltır.
Balıkçılık tarihinde yaklaşık 20 bin farklı tip olta iğnesi bulunduğu bilinmektedir. Doğru iğne seçimi kritik önem taşır çünkü:
-
Balığın ağız boyutuna uygun iğneler kullanmak gerekir; küçük bir balık için büyük iğne kullanılması, balığın yakalanamamasına neden olur
-
Balık türüne göre iğne seçimi yapılmalıdır; su yüzeyinde gezen ile dipte yaşayan balıklar için aynı iğne kullanılamaz
-
İğnelerin boyut kodlaması da önemlidir; tekli olta iğnelerinde rakamlar büyüdükçe iğne boyutu küçülür
Ayrıca, küçük ağ gözlü ağlar veya uygun olmayan iğneler, küçük balıkların ve diğer deniz canlılarının gereksiz yakalanmasına neden olabilir, bu da ekosistem dengesini bozar.
Plastik yerine çevre dostu malzemeler
Dünya üzerinde her yıl yaklaşık 380 milyondan fazla plastiğin üretildiği biliniyor ve üretilen plastiklerin hiçbiri doğada kısa sürede kendiliğinden parçalanmıyor. 2017 yılına ait istatistiklere göre, bugüne kadar üretilmiş ve ömrünü tamamlamış plastiklerin sadece %9'u geri dönüştürülmüştür.
Balıkçılıkta plastik kullanımını azaltmak için şu alternatifler kullanılabilir:
-
Biyobozunur malzemeler: Doğal süreçlerle zararsız maddelere ayrılabilen malzemeler, çevreye zarar vermeden çürüyebilir
-
Biyoplastikler: Bitkilerden ve diğer yenilenebilir tarım, denizcilik ve ormancılık materyallerinden elde edilebilen ürünler
-
MarinaTex: Balık pullarından ve deriden yapılan, 4-6 hafta içinde ev kompostlarında parçalanabilen alternatif bir malzeme
-
Kurşunsuz ağırlıklar: Kurşun su kirliliğine yol açabilen bir madde olduğundan, çevre dostu malzemelerden yapılmış ağırlıklar tercih edilmelidir
Biyokompozit malzemeler de geleneksel plastiklere iyi bir alternatif sunar. Bu malzemeler ahşap, nişasta, keten, kenevir, çay lifi gibi doğal lifleri içerir.
Yeniden kullanılabilir ekipmanlar
Yeniden kullanılabilir balıkçılık ekipmanları, hem bütçenize hem de çevreye dost bir seçenektir. Sahte yemler gibi yeniden kullanılabilir ekipmanlar şu avantajları sunar:
-
Canlı yemlerden çok daha uzağa olta atmaya olanak sağlar
-
Hijyenik bir balık tutma deneyimi sunar ve çevreyi daha az kirletir
-
Kolayca temizlenebilir ve birçok kez kullanılabilir
-
Her balık türüne özel sahte yem türleri bulunur
-
Hem tatlı hem de tuzlu suda etkili olabilir
Bunun yanında, dayanıklı malzemelerden yapılmış ekipmanlar uzun ömürlü olup sürekli yenileme ihtiyacını azaltır. Örneğin, yeniden kullanılabilir olta bağları ve tutucular, gereksiz atıkları önlemeye yardımcı olur.
Çevre dostu balıkçılık ürünleri, biyobozunur yem kutuları, çevre dostu misinalar ve geri dönüştürülebilir olta kutuları kullanmak, doğaya duyarlı bir balıkçılık deneyimi sunar ve sürdürülebilir balıkçılığın gelişmesine destek olur.
Yasal Sınırlamalara ve Av Sezonlarına Uyum
Balıkçılık faaliyetlerinde başarılı olmak için doğayı tanımak kadar yasal düzenlemeleri bilmek de büyük önem taşır. Türkiye'de balıkçılık, balık türlerinin ve ekosistemlerinin korunması için çeşitli yasal kısıtlamalara tabi tutulmuştur. Bu kısıtlamalar balık popülasyonlarının sürdürülebilirliğini sağlayarak gelecek nesillere aktarılması açısından hayati rol oynar.
Av yasağı dönemleri
Denizlerde ve iç sularda farklı dönemlerde uygulanan av yasakları, balıkların üreme dönemlerini korumayı amaçlar. Denizlerde av yasağı genellikle 15 Nisan'da başlayıp 31 Ağustos'ta sona erer ve bu dönemde gırgır ve trol ağları ile avcılık yapılamaz. Bu yasak özellikle endüstriyel avcılık yapan balıkçı gemilerini kapsar, ancak kıyı balıkçılığı yapan küçük ölçekli balıkçılar bu yasaktan muaf tutulabilir.
Tüm karasularımızda 1 Nisan-31 Ağustos tarihleri arasında her türlü istihsal vasıtası ile palamut ve torik avcılığı yasaktır. Bununla birlikte, 15-31 Ağustos tarihleri arasında çapari ile palamut avcılığı serbesttir. Ayrıca, 15 Nisan-15 Haziran tarihleri arasında kalkan avcılığı da tamamen yasaktır.
İç sularda ise 15 Mart-15 Haziran tarihleri arasında sazan, kadife, siraz ve yayın gibi balık türlerinin avlanması yasaktır. Bu dönem, balıkların en az bir kez üremesine fırsat vermek için hayati önem taşır. Bölgesel olarak ise av yasağı dönemleri farklılık gösterebilir:
-
Güney illerinde (Adana, Antalya, Mersin vb.): 15 Mart – 15 Haziran
-
Orta Anadolu ve Batı Karadeniz illerinde (Ankara, Bursa, Samsun vb.): 1 Nisan – 30 Haziran
-
Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu illerinde (Artvin, Erzurum, Trabzon vb.): 15 Nisan – 15 Temmuz
-
Kuzeydoğu Anadolu illerinde (Ağrı, Kars, Van vb.): 15 Mayıs – 15 Ağustos
Alabalık için ise tüm iç sularda 1 Ekim - 28 Şubat arasında avlanma yasağı uygulanır.
Minimum avlanma boyları
Türkiye'de sürdürülebilir balıkçılık için belirlenen asgari avlanma boyları, balıkların en az bir kez üreme şansı bulabilmesi için kritik öneme sahiptir. Denizlerde yaygın olarak avlanan bazı türlerin minimum boyları şöyledir:
-
Levrek: 18 cm
-
Çipura: 15 cm
-
Lüfer: 14 cm
-
Palamut: 25 cm
-
Kalkan: 40 cm
-
Hamsi: 9 cm
-
Kılıç balığı: 130 cm
İç sularda ise:
-
Sazan: 30 cm
-
Kadife: 22 cm
-
Doğal alabalık: 20 cm
-
Yayın: 70 cm
-
Turna: 40 cm
Önemli bir nokta, avlanabilir asgari boyları belirtilen türlerden hamsi, sardalya ve istavritte ağırlıkça %15, diğer su ürünlerine ise ağırlıkça %5 oranında küçük boylara istisna tanınmasıdır. Ancak, bu istisnaların dışında minimum boy sınırının altında avlanmak, canlıları gemilerde bulundurmak, karaya çıkarmak ve satmak kesinlikle yasaktır.
Yasaklı türler ve bölgeler
Bazı türlerin nesli tükenme tehlikesi altında olduğundan avlanmaları tamamen yasaklanmıştır. Bu türler arasında:
-
Mersin balıkları (tüm türleri)
-
Deniz kaplumbağaları (Caretta caretta, Chelonia mydas)
-
Fok (Monachus monachus)
-
Deniz atı (Hippocampus hippocampus)
-
Deniz alası (Salmo trutta labrax)
-
Yunus ve balinalar
-
Orfoz (Epinephelus marginatus)
-
Pervane balığı (Mola mola)
Bu türlerin avlanmasının yanı sıra, kabuk ve benzerlerinin tahnit edilmiş örneklerinin alımı, satımı ve sergilenmesi de yasaktır.
Ayrıca, belirli bölgelerde de avlanma yasakları uygulanır. Örneğin, Karadeniz'de İstanbul Boğazı girişindeki Rumeli Karaburun ile Anadolu Karaburun arasında kalan karasularımızda deniz salyangozu avcılığı yasaktır.
Sürdürülebilir balıkçılık için bu yasal düzenlemelere uymak, hem doğa hem de balıkçılık sektörünün geleceği açısından zorunludur. Av yasağı ihlalleri durumunda idari para cezaları ve yasaklı ürünlere el koyma işlemleri uygulanır. Neticede, bu düzenlemeler sağlıklı bir ekosistem ve sürdürülebilir balık stoklarını gelecek nesillere aktarmak için en önemli araçlardandır.
Avlanma Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Suda oltanızı salladığınız andan itibaren, doğayla olan etkileşiminiz başlar ve bu etkileşimin sorumluluğunu taşımak zorundayız. Avlanma sırasında dikkat edeceğimiz birkaç temel prensip, deniz ekosistemlerinin sağlığını korumamıza yardımcı olur.
Gereğinden fazla avlamamak
Sürdürülebilir balıkçılığın temel prensiplerinden biri, sadece ihtiyacınız kadar avlanmaktır. Aşırı avlanma, balık popülasyonlarının hızla azalmasına ve ekosistemde büyük bozulmalara yol açabilir. Özellikle tüm denizlerimizde su canlılarının nesilleri hızla azalmakta ve bu durum hem doğa için hem de balıkçılıktan geçimini sağlayanlar için ciddi bir sorun oluşturmaktadır.
Sorumlu balıkçılık anlayışı, denizlerdeki su ürünlerini tüketmeden avlamak, işlemek ve değerlendirmek demektir. Bu yaklaşım, balıkların üremesi ve büyümesi için gereken koşulları sağlayarak balık popülasyonlarının azalmasını engeller. Avlanma sırasında "bir günde, bir ayda hepsini avlamak" yerine, doğal dengeyi gözeten bir tutum benimsemek önemlidir.
Yanlışlıkla yakalanan türleri geri bırakmak
Avlanma sırasında hedeflediğiniz türlerin dışında bazı canlılar da oltanıza takılabilir. Ağlara takılan küçük boyutlu veya üreme çağındaki balıkların tekrar denize geri atılmaları gerekmektedir. Bu, özellikle genç balıklar için çok önemlidir çünkü popülasyonların devamlılığı için bu balıkların en az bir kez üreme şansı bulması gerekir.
Balığı geri bırakırken dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Balık asla suya atılmamalı ya da fırlatılmamalıdır, bu hareket balığın sudaki bir nesneye çarpmasına ya da darbe nedeniyle bilincini kaybetmesine neden olabilir. Ayrıca, balığı tutmadan önce elinizi ıslatmanız koruyucu mukus tabakasına zarar vermemek için önemlidir. İğneyi çıkartırken kargaburun veya özel aparatlar kullanmak, balığın daha az zarar görmesini sağlar.
Üreme alanlarından uzak durmak
Balıkçılık yaparken doğanın doğal yapısını bozmamak sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşır. Balıkların üreme alanlarına zarar vermemek, bu alanların sağlıklı kalmasını sağlar. Deniz çayırları olarak bilinen deniz bitkileri, kıyısal bölgede yaşayan birçok balık ve diğer deniz canlılarının yaşam alanı veya yumurta bırakma bölgesidir.
Demirleme yaparken özellikle dikkatli olunmalıdır. Demirin deniz çayırları ve resifler üzerine atılmaması ve tarama yapmaması için özen gösterilmelidir. Bununla birlikte, Akdeniz foku mağaraları ve denizden görülen mağaralar gibi hassas yaşam alanlarına yaklaşık 100 metre mesafeden daha yakına demirleme yapılmamalıdır.
Sonuç olarak, avlanırken doğaya saygı göstermek ve gelecek nesillere sağlıklı bir ekosistem bırakmak için bu kurallara uymak hepimizin sorumluluğudur.
Balıkçılık Sonrası Doğaya Saygılı Davranışlar
Balık avlama maceranız sona erdiğinde, doğaya karşı sorumluluğunuz hâlâ devam eder. Balıkçılık sonrası doğru davranışlar, sürdürülebilir balıkçılığın tamamlayıcı bir parçasıdır ve ekosistemin korunmasında hayati öneme sahiptir.
Atıkları doğaya bırakmamak
Denizlerdeki plastik atıkların yaklaşık %50'sini balıkçılık ağları oluşturmaktadır. Bu yüzden, kullandığınız tüm malzemeleri toplamak ve doğada hiçbir iz bırakmamak önemlidir. Balık tutarken yanınızda bir çöp torbası bulundurmak, plastik yem kapları, misina parçaları ve diğer atıkların doğada kalmamasını sağlar.
Av sonrası misinalarınızı ve diğer ekipmanları kontrol ederek, kopan parçaları dikkatle toplayın. Eskimiş veya kullanılamaz hale gelmiş balıkçılık ekipmanlarını geri dönüşüm kutularına atarak deniz yaşamına katkıda bulunabilirsiniz.
Balıkların işlenmesi ve saklanması
Avladığınız balıkları değerlendirmek, hem israfı önlemek hem de doğal kaynakları verimli kullanmak açısından önemlidir. Balıkları saklarken şu noktalara dikkat etmelisiniz:
-
Temizlik: Balıkları önce bol soğuk suyla yıkayıp temizleyin ve tüm suyunu alacak şekilde kurulayın.
-
Porsiyonlama: Balıkları birer porsiyon olacak şekilde hava almayan buzdolabı poşetleriyle sarın. Poşetlerin havasını almak, hem lezzet kaybını hem de bozulmayı önler.
-
Etiketleme: Paketlerin üzerine satın aldığınız tarihleri yazarak, hangi balıkları öncelikli tüketmeniz gerektiğini bilin.
-
Çapraz bulaşmayı önleme: Et, tavuk, balık gibi farklı gıda gruplarının birbirine temas etmemesine dikkat edin.
-
Kademeli çözdürme: Balıkları oda sıcaklığında veya mikrodalgada değil, buzdolabında veya soğuk suda yavaşça çözdürün.
Somon gibi yağlı balıklar yaklaşık 4 ay, mezgit ve levrek gibi yağsız balıklar ise 6 ay kadar derin dondurucuda saklanabilir.
Toplulukla bilgi paylaşımı ve farkındalık
Sürdürülebilir balıkçılık bilincini yaymak, kolektif bir sorumluluktur. Yerel balıkçı toplulukları, deniz ekosistemlerinin korunmasının başlangıç noktasıdır. Deneyimlerinizi ve bilgilerinizi diğer balıkçılarla paylaşarak, farkındalığın artmasına katkıda bulunabilirsiniz.
Avladığınız balıkların işlenmeyen kısımları bile değerlidir. Su ürünleri atıkları doğru işlendiğinde, fonksiyonel gıda, hayvansal yem, organik gübre ve evcil hayvan gıdası olarak kullanılabilir. Özellikle balık protein hidrolizatları, tıp ve farmakoloji alanında da değerlendirilebilir.
Yerel balıkçılara avlanmaya kapalı bölgeler hakkında bilgi vererek ve yasal düzenlemeleri hatırlatarak, topluluk içinde bilinçli bir balıkçılık kültürünün oluşmasına destek olabilirsiniz. Özellikle yeni başlayan balıkçılara doğa dostu teknikleri öğretmek, sürdürülebilir balıkçılığın gelecek nesillere aktarılmasını sağlar.
Sonuç
Sonuç olarak, balıkçılık sadece bir hobi değil, doğaya karşı büyük bir sorumluluk gerektirir. Sürdürülebilir balıkçılık ilkelerini benimseyerek, gelecek nesillere sağlıklı denizler ve göller bırakabiliriz. Ayrıca, doğru ekipman seçimi, yasal düzenlemelere uyum ve çevre dostu davranışlar bu sorumluluğun vazgeçilmez parçalarıdır.
Balıkçılık yaparken ekosisteme saygı göstermek, gereğinden fazla avlanmamak ve avlanma yasağı dönemlerine dikkat etmek son derece önemlidir. Bununla birlikte, yanlışlıkla yakaladığınız türleri zarar vermeden doğaya geri bırakmak, üreme alanlarından uzak durmak ve atıklarınızı toplamak doğa dostu bir balıkçı olmanın temel unsurlarıdır.
Doğru malzemeler kullanarak plastik kirliliğini azaltmak, avladığınız balıkları israf etmeden değerlendirmek ve edindiğiniz bilgileri diğer balıkçılarla paylaşmak sürdürülebilir balıkçılığa katkıda bulunur. Şüphesiz, balıkçılık deneyiminiz doğaya verdiğiniz değer ölçüsünde keyifli ve anlamlı olacaktır.
Denizlerimizi ve iç sularımızı korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bilinçli balıkçılık uygulamalarını benimseyerek deniz ekosisteminin korunmasına katkıda bulunabilir, balık popülasyonlarının sürdürülebilirliğini sağlayabilirsiniz. Dolayısıyla, her balıkçılık deneyiminizde doğa dostu yaklaşımları uygulamak, doğanın sunduğu bu eşsiz deneyimi gelecek kuşaklara aktarmanın en güzel yoludur.